Clubhouse Nedir, Ne Değildir?

Onur Gürler
Onur Gürler
  Mar.04, 2021, 14:20
1 yıllık karantina (koza) sürecinde hepimiz birer aşçı, birer şef, birer barista, birer pastacı falan olmuşken karantinanın 1. yıldönümünde de hepimiz birer radyo programcısı olduk.

1 yıllık karantina (koza) sürecinde hepimiz birer aşçı, birer şef, birer barista, birer pastacı falan olmuşken karantinanın 1. yıldönümünde de hepimiz birer radyo programcısı olduk.

Herkesin içindeki sosyalleşme arzusuna Zoom ve FaceTime uygulamaları yetişemeyince ve insanlar kendi aralarındaki sosyalleşmeyi başkalarıyla da paylaşmak isteyince Clubhouse birden gündeme oturdu.

“Yeni Instagram mı olacak, sosyal medyanın yeni kralı mı?” gibi clickbait başlıkları bir kenara bırakırsak Clubhouse aslında çok ilginç bir zamanda popülerleşti. TikTok, Reels ve YouTube Shorts gibi kısa videoların tavan yaptığı bu dönemde telekonferans gibi nostaljik sayılabilecek bir içeriğin sosyal medyayla buluşması gerçekten farklı bir etki yarattı. 

Bu uygulamanın benzer bir şeklinin Twitter’da birkaç ay önce kullanıldığını görmüştüm ama kısa bir süre içinde ortadan kalktı sanırım. Sesli tweet atma özelliğiyle birlikte, Twitter’ın Periscope’u kendi içine entegre etme çalışmalarının bir ürünü olarak sadece sesli canlı yayın özelliğini daha sınırlı bir katılımcı sayısıyla Twitter’da gördüğümü çok net hatırlıyorum ama ilgimi çok çekmediği için üzerinde çok durmamışım. Pek çok insan da benim gibi düşünmüş herhalde çünkü şu anda o özelliği aradığımda bulamadım bile. 

Clubhouse’un bir diğer ilginç yanı da sanırım bu uygulamayı popülerleştiren kitlenin yaşça büyük olması olabilir. Sosyal medyada her platformun yaşam döngüsü genellikle çocuk-ergen kitle arasında popüler olma, daha sonrasında geniş kitlelere yayılma ve en sonunda kendi kitlesini bulup unutulana kadar kullanılma ve tarihe karışma (veya Facebook tarafından satın alınıp bir şekilde Facebook ekosistemine dahil edilme) olarak gerçekleştiği için Clubhouse bu yönüyle de sıyrıldı diyebiliriz. Nitekim uygulamanın tabiri caizse “ajansçı tayfa” arasında popülerleşmesiyle birlikte her gün bir “influencer marketing” sohbeti kaçınılmaz oldu. 

Reklamcıların, marka yöneticilerinin, influencer’ların, fenomenlerin dur durak bilmeksizin çıldırmış gibi influencer marketing yöntemlerini tartıştıkları, sosyal medya profillerine baktığınızda dünyanın en ciddiyetsiz insanı gibi görünen fenomenlerin şaşırtıcı bir ciddiyette internetteki stratejilerini paylaştıkları ve 2 saatte bir farklı bir odada “makro influencer mı mikro influencer mı?” muhabbetinin döndüğü Clubhouse’a ancak bir hafta sonu boyunca dayanabildim. 

Daha sonra birkaç gün girmedim, tekrar girdiğimde Erol Köse’nin magazin dünyasına bomba gibi düşen açıklamaları, çoktan sponsor bile bulan talk show’lar ve farklı muhabbetlerle içerikler çeşitlenmişti.

Yazıyı yazdığım tarihte hala Android uygulaması sunulmadı, Android’e de geldiğinde hem kitlenin hem de içeriğin daha da çeşitleneceğini düşünüyorum ama benim için ilk haftadaki heyecanı bitti bile diyebiliriz, artık sadece arada bir dikkatimi çeken odalara girip çıkıyorum. 

Bu kadar popüler olmuş bir uygulamanın çabucak unutulacağını düşünmüyorum ama özellikle Facebook’un benzer bir uygulamayı Instagram’e dahil edeceğini açıklamasından sonra kalıcılığını ne kadar sürdürür o da ayrı bir merak konusu. Bekleyip göreceğiz.

 


YouTube Shorts: TikTok’un yerini alabilir mi?

Uzun süredir YouTube’a içerik üretmediğim ve YouTube içeriklerini de genelde televizyondan izlediğim için YouTube’un yeni formatı Shorts’u çok fazla inceleme şansım olmamıştı ama gün geçtikçe uygulamanın içine daha iyi entegre edildiğini görmek güzel. Şu anda Reels veya TikTok’ta olduğu gibi kısa videolara özel bir alan yok ama Türkiye’deki kullanıcılar normal bir video yükler gibi videoyu yükleyip #Shorts etiketini eklediklerinde kısa videolarını bu alanda paylaşabiliyor. Kısa videonun en fazla 60 saniye uzunluğunda olması gerekiyor ve en fazla 100 karakter uzunluğunda başlık eklenebiliyor. 

Şu anda gördüğüm kadarıyla ana sayfada çok öne çıkan bir alanda bulunmasa da YouTube’un bu alanda geri planda kalmamak için algoritmasıyla öne çıkaracağı bir özellik olacağını söyleyebiliriz, bu formatta da video yükleyip bu özelliği en kısa zamanda test edeceğim. 

Bu arada şunu da söylemekte yarar var: Instagram, Reels üzerinde yapılan paylaşımlarda başka bir uygulamanın logosunun göründüğü durumlarda videoyu öne çıkarmayacağına dair açıklama yaptı. Yani TikTok videolarınızı Reels’ta yayınladığınızda çok fazla kişiye ulaşmak artık pek mümkün olmayacak gibi duruyor. Aynı şeyin Shorts’ta da olabileceğini düşünerek videoları farklı programlarda düzenleyip üç ayrı platformda yayınlamak faydalı olabilir gibi. Deneyip göreceğiz…

 Anasayfa'ya Dön

YORUM YAZIN

Max. 255 karakter girebilirsiniz

Yorumunuz Alınıyor

Boş Yorum Gönderemezsiniz

YORUMLAR

Hiç Yorum Yok

BENZER HABERLER