Ender Merter: Makas değiştirmek var...

Doç. Dr. Cem Çetin
Doç. Dr. Cem Çetin
  Oca.14, 2017, 12:25

Ender Merter

Teknolojik gelişmelerin ve “tüketici kraldır’’ anlayışının yer etmesiyle tüketicilerin talepleri her yıl artmakta.

İnsanoğlu, tarihsel en büyük makas değişimini, bundan yaklaşık on bin yıl önce gerçekleştirdi. Bu avcılıkla başlayıp tarıma geçiş oldu. Bunda en önemlisi ise hayvanların ehlileştirilmesiydi. Tarım devrimi üretim, taşımacılık ve iletişim bağlamında hayvan ve insan emeğinin bir sinerjisiydi. Bununla birlikte gıda üretimi iyileşerek nüfusu ve geniş insan yerleşimlerine olanak sağladı. Süreç kentleşme ve şehirlerin yükselişi oldu.

Tarımın gelişmesi 18.yy’ın sonlarına doğru bir dizi sanayi devriminin başlangıcı olmuştu. Yaşanan süreçlerde görüldü ki bilek gücü mekanik güce evrilirken bugün dördüncüsünü yaşadığımız sanayi devriminde ise dijitalleşen bilişimin insan üretimini artırdığı yerde. Kısa bir hatırlatma yapacak olursak; birinci sanayi devrimi (1760-1840) demiryolları, buhar makinesiyle mekanik üretime öncülük etti. İkincisi (1840-1960) elektrik ve montaj hattının gelişip seri üretime katkı sağladı. Üç (1960-1999) bilgisayar, internetin ağırlıklı iş hayatına girmesi ve dijitalin alt yapısı oldu.

İçinde bulunduğumuz dördüncü ise milenyum (2000) ile başlayıp dijital devrim üzerinde yükselişine devam ediyor. Gelişmekte olan teknolojinin kapsamı ekonomi, sosyo-kültürel ve siyasi değişimde de kendini hissettirecektir. Örneğin; hükümetlerin toplumlarıyla olan ilişkileri, şirketlerin çalışanlarıyla, işadamlarının müşterileriyle, gelişmiş ülkelerin gelişmekte olan ülkelerle olan iletişimlerinde güçlendirmelere varacaktır. İçinde olduğumuz bu devrimin başrol oyuncusu ise küresel ekonomi olacağı kesin. Bunun geniş ve çok yönlü etkilerini ise bu yıl göreceğiz.

Bir de gerçekler var;

“Kaygılar küçük bir şeye kocaman bir gölge verir’’ derler. Eğer durum buysa, şu anda gerçek bir sosyo-kültürel tutulma yaşıyoruz. Kolektif bilincimizin üzerinde kocaman bir bulut var ve biz günlük yaşamın sorunlarıyla bu şekilde, yani kafamızda afet boyutunda doğal felaketler, terörizm, salgınlar ve savaş gibi büyük şeyleri canlandırıyoruz.

Sağlık, şirket skandalları, yönetim yetersizlikleri, terörizm ve modern yaşamın diğer bütün karmaşalarıyla ilgili korku ve kaygılara bir yanıt olarak insanlar daha fazla bireysel kontrol arayışı içine girmiş durumda. Bağımsız olma arzumuz yeni değil elbette bağımsız olma yönündeki insani arzu küçük çocuklarda bile açıkça kendini gösteriyor. Yeni olan bireysel kontrolün bir toplumsal fenomen haline gelme ölçüsü olsa gerek.

Serbest piyasa ekonomisinin verdiği ivme 1980’lerden bu yana bireysel kontrolün önünü daha fazla açmış, insanların kendi yaşamlarıyla ilgili daha fazla sorumluluk üstlenmelerini sağlamış ve insanlara bunu yapmak için daha fazla güç vermiştir. Bunun sonucu olarak tüketiciler artık yaşamın her alanında durumu kontrol altında tutan kişi olmayı beklemekte. Teknolojik gelişmelerin ve “tüketici kraldır’’ anlayışının yer etmesiyle tüketicilerin talepleri her yıl artmakta.

Kablosuz internet erişimi bizi kablolardan kurtarır ve ne zaman nerede istersek internete ulaşmamızı sağlar. İnteraktif teknoloji ise tümden kullanıcı kontrolüne olanak sağlamaktadır: İnternet, dijital video kayıt cihazları ve dokunmatik ekranların hepsi yaptıkları işin kontrolünü tüketiciye vermektedir. İnternet ise en proaktif tüketicilerin alışveriş yapmadan önce ayrıntılı karşılaştırmalar ve incelemeler yapmalarına, ürünlerle ilgili deneyimlerini başkalarına aktarmalarına ve memnun kalmadıkları markaların peşini bırakmayıp haklarını aramalarına olanak sağlamaktadır. Bugünün son derece rekabetçi piyasalarında tüketicilerin markaları birbiriyle rekabet ettirerek kontrolü elinde tutması için geniş bir alan vardır. Tüketicilerin beklentileri arttığı için sonuçta değişken ve oynak davranış ortaya çıkıyor. Bu süreç azalan kazançlardan biri olma eğilimi gösteriyor, bireysel kontrol arttıkça insanların talep, beklenti ve yakınmaları da artıyor. Kontrolü sürekli elinde tutmaya meraklı, kompleksli insanlar için sürekli bir hoşnutluk pek fazla ulaşılamayacak bir idealdir. Hoşnutsuzluk hep kapıda bekliyor, bu yüzden bir sonraki aşamada içeri giriveriyor.

Kamuoyuna yapılan açıklamalara bakıp gelecek için öngörüde mi bulunalım, yoksa kapalı kapılar ardında yapılan çözüm arayışlarına, algı yöntemlerinin etkisiyle iyimser mi olalım karar sizin. Ne olursa olsun bu yıl da sevgi, barış ve huzurun olmasını temenni ediyorum.

 Anasayfa'ya Dön

YORUM YAZIN

Max. 255 karakter girebilirsiniz

Yorumunuz Alınıyor

Boş Yorum Gönderemezsiniz

YORUMLAR

Hiç Yorum Yok

BENZER HABERLER