iPad Mini Alınır mı?

Onur Gürler
Onur Gürler
  Kas.05, 2021, 11:46
Eskiden uygun fiyata güzel özellikler sunan cihazlara fiyat/performans cihazı gözüyle bakarken şimdi “ona o kadar para vereceğine az daha ekle şunu al” cihazlarına fiyat/performans cihazı olarak bakıyorum.

Eskiden uygun fiyata güzel özellikler sunan cihazlara fiyat/performans cihazı gözüyle bakarken şimdi “ona o kadar para vereceğine az daha ekle şunu al” cihazlarına fiyat/performans cihazı olarak bakıyorum.

Zorunlu olmayan (ama önemli) bilgilendirme: İşbu köşe yazısında bahsedilen ürünlere dair belirtilen fiyatlar, yazının yazıldığı günün ekonomisini yansıtmaktadır. Yazının tamamlanması ve okunması arasında geçen sürede oluşabilecek herhangi bir ekonomik kriz nedeniyle fiyatlarda gerçekleşebilecek herhangi bir yükselmeden yazarımız sorumlu değildir…

Eylül ayında gerçekleşen Apple etkinliğinde öne çıkan ürünlerden biri de yeniden tasarlanan iPad mini modeliydi. Görünüş ve işlevsellik açısından iPad Air modeline benzeyen ama 8,3 inçlik ekranıyla “iPad mini” adının hakkını veren bu model neredeyse 2012 yılındaki ilk çıkışından bu yana ilk defa tamamen yeniden tasarlandı. iPad mini 3’ün tanıtımının yaklaşık 5 saniye, iPad mini 4’ün tanıtımının 10 saniye sürmüş olması zamanında bizi üzmüş olsa da bu modelin tanıtımını izlerken bir süreliğine yeni iPhone çıkacağını unuttum bile denebilir.

iPhone ekranlarının giderek büyüdüğü ve nereye kadar büyüyeceğini merak ettiğimiz bu dönemde aradaki boşluğu çok güzel bir şekilde dolduran bu cihazın tarihini gelin hep birlikte kısaca inceleyelim.

iPad mini’nin ilk modelinde retina ekran olmaması ve o zaman bile neredeyse 2 yaşında olan A5 işlemcinin kullanılması bir süreliğine olumsuz yorumların hedefi olsa da o yıllarda insanların tablet kullanımı göz önünde bulundurulduğunda “adam olana çok bile” denilmiş ve iyi satış rakamları yakalamıştı. Zaten bu iki büyük eksik de 2. nesilde kapatıldı.

Serinin en zayıf halkası diyebileceğim 3. nesilde sunulan iki yeni özellik Touch ID ve altın rengi seçeneğiydi. Apple tarihinde gerçekleşen en minik güncellemenin de adı mini olan bir ürüne gelmesi kaderin cilvesiydi denebilir…

4. nesilde ufaktan yeniden tasarlanarak lamine ekrana sahip olan ve iPad Air 2’nin minik modeli haline gelen, ardından 5. nesilde A12 Bionic işlemci ve Apple Pencil desteğiyle güncellenen bu model 2021 etkinliğinde ilk defa baştan aşağıya yeni bir tasarıma kavuştu.


Neyse, tarihi tarihçilere bırakalım… 

Sunduğu özellikler açısından her zaman büyük modellerinin bir adım geriden takip eden iPad mini bu güncellemeyle kullanıcıları uzun yıllar memnun edecek bir performansa ve tasarıma kavuştu. A15 Bionic işlemcisi, tam ekran tasarımı, USB-C girişi, Apple Pencil 2 desteği, hafifliği, önceki nesle göre büyüyen ekrana rağmen hala tek elle tutulabilmesi gibi özellikleriyle birçok kullanıcı için ideal tablet haline sonunda geldi. Hatta ben de bir video içerik üretici olarak yanımda kolayca taşıyabileceğim, gerektiğinde kameramdan veya telefonumdan görüntüleri hızlıca alıp, düzenleyip, yayınlamaya hazır hale getirebileceğim bir cihaz olduğu için iPad mini almaya niyetlenmiştim. 

Ancak iPad mini’nin hedef kitlesini daraltan çok önemli bir özelliği daha var: Fiyatı. 

Önceki nesillere göre global olarak da fiyatı artan bu model ülkemizde 5.799 TL’den satışa sunuldu ve şu anda e-ticaret sitelerinde kayda değer bir indirim görmedim. Öte yandan mayıs ayında piyasaya sunulan M1 işlemcili 11 inç iPad Pro modellerini 8.000 TL civarına bulabilmek mümkün. “2.000 TL az mı” diyebilirsiniz tabii ki ama aradaki farklar da az değil, hatta bence bu fiyat farkında iPad mini’yi tercih etmek için gerçekten küçük boy bir tablete ihtiyaç duymak gerekiyor. İki baz modeli karşılaştırdığımızda iPad mini’de 64 GB kapasite bulunurken iPad Pro 128 GB kapasite sunuyor, bunun yanında 120 Hz ProMotion özellikli bir ekran, Face ID, daha gelişmiş bir kamera sistemi ve masaüstü standardında M1 işlemci gibi gerçekten daha Pro özellikler sunuyor. 

Bu yazıyı okuyan potansiyel iPad mini alıcılarının muhtemelen daha çok kafasını bulandırdım ama ben de o alıcılardan biriydim ve ben de hala bunu düşünüyorum. Gönül isterdi ki ikisini de alalım tabii o ayrı…

Türkiye’de artık hiçbir şeyin ucuz olmaması aslında “fiyat/performans oranı” kavramının da değişmesine neden oldu. Eskiden uygun fiyata güzel özellikler sunan cihazlara fiyat/performans cihazı gözüyle bakarken şimdi “ona o kadar para vereceğine az daha ekle şunu al” cihazlarına fiyat/performans cihazı olarak bakıyorum. iPad Air modeli donanımsal olarak şu anda mini’den çok farklı olmadığı, hatta bazı noktalarda geri bile kaldığı için onu muhabbetin dışında tuttum. 

Hâl böyleyken yeni bir fiyat zıplamasına kadar iPad Pro gerçekten fiyat/performans olarak göz önünde tutulabilir bir cihaz oldu, almayı düşünenlere duyurulur. Boyut/performans mı yoksa fiyat/performans mı tercih edeceğiniz artık size kalmış.

 Anasayfa'ya Dön

YORUM YAZIN

Max. 255 karakter girebilirsiniz

Yorumunuz Alınıyor

Boş Yorum Gönderemezsiniz

YORUMLAR

Hiç Yorum Yok

BENZER HABERLER