Notice: Memcache::pconnect(): Server 127.0.0.1 (tcp 11211) failed with: Connection refused (111) in /home/thebrandage/public_html/system/library/cache/mem.php on line 13

Warning: Memcache::pconnect(): Can't connect to 127.0.0.1:11211, Connection refused (111) in /home/thebrandage/public_html/system/library/cache/mem.php on line 13

Warning: Cannot modify header information - headers already sent by (output started at /home/thebrandage/public_html/system/library/cache/mem.php:13) in /home/thebrandage/public_html/system/library/session.php on line 60

Warning: Memcache::get(): No servers added to memcache connection in /home/thebrandage/public_html/system/library/cache/mem.php on line 17

Warning: Cannot modify header information - headers already sent by (output started at /home/thebrandage/public_html/system/library/cache/mem.php:13) in /home/thebrandage/public_html/site/controller/startup/startup.php on line 82
Bezos Anlarında Panenka Vuruşu

Bezos Anlarında Panenka Vuruşu

Ahmet Terzioğlu
Ahmet Terzioğlu
  Haz.07, 2021, 13:24
Bu yazıda reklamcılık gibi “sosyal” bir mesleğin geçtiğimiz yıl mart ayı itibarıyla aniden “mecburen” solo bir performansa dönüşmesinden ve bu durumun getirdiği fırsatlardan söz edeceğim.

Bu yazıda reklamcılık gibi “sosyal” bir mesleğin geçtiğimiz yıl mart ayı itibarıyla aniden “mecburen” solo bir performansa dönüşmesinden ve bu durumun getirdiği fırsatlardan söz edeceğim.

Pandemiyle birlikte kalabalık hâlde çalışan, bir arada bir şeyler konuşan, toplantı odalarına kapanmış reklamcı modelinden, her alanda olduğu gibi kendi başına kalmak zorunda olan, evi içerisinde masası başında çalışan, küçük dikdörtgenler içerisinden birbirine seslenen ve konuşan insanlara evrildik.

Bu tek başınalıkta olumsuz şeyler görenler de var, olumlu şeyler görenler de… Açıkçası ben olumlu şeyler görenlerdenim ve bunun nedenini açıklamak için sizleri masa başlarınızdan alıp başka bir yerlere, bambaşka tek başınalık anlarına götürmek istiyorum.

Reklam dünyasından ve bugünden tarihsel olarak çok uzakta 2 sahneye, 2 ana ve 2 insana gidiyoruz. Ve bu iki insana bakarak onların mesleğimize dair temsil ettikleri, belki de edebilecekleri, ortaya koymamız gereken potansiyeller ve peşine düşmemiz gereken hedeflere dair işaret ettikleri şeylerden bahsedeceğim. 

I. 

İlki, iş dünyasından unutulmaz bir an. 

1999 yılındayız, kabloların birbirine dolanarak 10’lu bir prize girdiği, üstü üste kitapların defterlerin durduğu, pet şişede yarılanmış bir suyun saatlerdir içilmeyi beklediği, duvarlarda gazete/dergi kupürlerinin ve notların yapıştırılmış olduğu, birtakım çerçevelenmiş belgelerin cama yaslandığı, saatin odanın aydınlatılışına ve camdan görünen manzaraya göre bi’ hayli mesai saatlerini aştığı, yorgun, orta yaşlarında, kafasına taktığını yapacağı duvara spreyle şirketinin adını yazmasından belli, spreyle aynı renkte ama daha açık tonda mavi bir gömlek giymiş, saçları erkek tipi dökülmeden mustarip bir adam görüyoruz. 

Bu adam şu anda 114 milyar dolarlık bir servetin sahibi. Adı Jeff Bezos. Fotoğraftaki hâli, sadece kitap sattığı döneme ait, CBS’in hazırladığı 60 Dakika belgeselinin .com boom dönemini ele aldığı bölümden bir kare. 

Bezos ve yönetim tarzı şimdilerde çokça eleştirilse de ben bu fotoğraftaki insanî tarafa odaklanmak istiyorum. Çünkü bu zamanda donup kalmış kare bana “sizin” yerinize kimsenin yapmak istediğiniz bir şeyi yapmayacağına dair net bir mesaj görüyorum. Bu fotoğrafta kendisi ve hedefleri için çabalayan, yarattığı kurumu en iyiye taşıma amacına kilitlenmiş birini görüyorum. Bezos ısrar ve inanca dair önemli bir simge… Bu fotoğraftaki yalnızlığı da her ne yapıyorsak yapalım onun için ilk önce kendimizin harekete geçmesi gerektiğinin bir anıtı, heykeli adeta.

Duvara spreyle amazon.com yazılı bu tarihi fotoğrafta, “Bezos Anı” dediğim şey var. Bezos başlarda çevresindeki hiç kimsenin inanmadığı bir fikir için, tıpkı yine böyle bir gün, masa başında uğraşmaya başladı. O an da yalnızdı, fikrini belli bir noktaya taşıyana kadar da… Başta bu yalnız adamın masa başındaki görüntüsü manasız ve “komik” bir yan taşısa da inanın masa başında bir proje, fikir, strateji, tasarım, film kurgusu, metin için çabalarken hepimiz böyle görünüyoruz. Ancak önemli olan sizi birilerinin nasıl gördüğünden çok sizin o anda nasıl hissettiğiniz. 

Bezos anlarından keyif alın, çünkü o tek başınalık anlarında hem kendiniz hem ekibiniz hem de çalıştığınız kurum için tarihi bir işe imza atma ihtimaliniz çok yüksek. Kendinize inanın ve o sıfır anındaki gibi hiç kimsenin sizin için bir şey yapmayacağı bilinciyle her şeyi, ama her şeyi… Gerçekten de iş tanımınızın dışında olan heeeer şeyi yapmaya hazır olun. Çünkü iş tanımınızın dışına çıkmak, kendiniz için daha fazlasını yapmak anlamına geldiği kadar başkalarına yardım etmenin alternatif bir tanımıdır da.


II.
 

Şimdi daha hareketli bir an için 1976 yılına, Yugoslavya'ya gidiyoruz. Batı Almanya ile Çekoslovakya arasında oynan Avrupa Şampiyonası finalinde penaltı atışlarındayız. Batı Almanya son penaltısını kaçırmış, avantajını kaybetmiş durumda. Topun başındaki isim Antonin Panenka… Yıllar sonra kendi adıyla anılan penaltı atışını yapacak olan Panenka, topa çok sert vuracakmış gibi hızlı geliyor ancak tam vuruş anında sağ ayağıyla o güne kadar atılmaya alışıldık olan hiçbir köşeye gitmeyen bir vuruş yapıyor. Top kalenin tam ortasına dibine vurulduğu için yavaşça bir eğri çizerek gidiyor. Kaleci çoktan sol köşeye atlamış bile. Top ağlarda. Panenka sola doğru, kendi yedek kulübesi tarafına koşmaya başlıyor. Elleri havada. Bir noktadan sonra kadrajdan çıkıyor ve kamera Batı Almanlara çevriliyor. Üzüntü içindeler, rövanşı 20 yıl sonra alacaklar ama daha çok var… Artık Çekoslovakya Avrupa Şampiyonu, Panenka ise futbol tarihinde unutulmaz bir isim. 

O güne kadar hızlı, plase, sağ üst, sağ alt, sol üst, sol alt köşeye yapılan vuruşlara alışmış olan futbol dünyası için bu vuruş bugün hâlâ çok şey ifade ediyor: Öncelikle cesaret ve yaratıcılık anlamı taşıyan bu vuruş, zarafet sembolü de olmuş durumda. 

Benim için standart bir çözümle yetinmemenin, sizden sadece bekleneni vermemenin, yeri geldiğinde “o öyle olmaz” yorumlarına rağmen deneysel olmanın sembolü bu vuruş. 

Panenka o gün yine topu bir şekilde ağlara gönderip, takımını şampiyon yapabilirdi. Ama futbol tarihinde böylesi bir yer edinmesi mümkün olmazdı… 

Masanızın başında tek başınıza çalışırken içinde bulunduğumuz bu yalnızlaştırıcı ve mecburi süreci bir fırsata çevirin. Kendi Bezos anlarınızda sizin için kimsenin bir şey yapmayacağını ve daha fazlasını kendiniz ortaya koyarak fark yaratacağınızı asla unutmayın. Panenka gibi herkesin vurduğu köşeler dışındaki ihtimalleri cesaretle deneyin… Çünkü olumsuz yanlarına rağmen yalnızlık aslında sizi kalabalığa da götürür: becerilerinizin yanına yenilerini artırmanızı, deneysel olabilmenizin sunduğu sınırsız ihtimalleri ortaya çıkarır. Yalnızlık kontrollü otonomidir. 

Yalnız olmanın dezavantajlarını avantaja çevirin. Görev tanımınızın dışına çıkın. Sizden beklenmeyen şeyleri de yaparak imkânsız projelerin gerçekleşebilmesini sağlayın, görev tanımı dışına çıkarak başkalarına yardım edin. Israrla ve cesaretle yeni şeyler deneyin. Görev tanımınızın dışına çıkmak size yeni beceriler ve arkadaşlıklar, deneysellik ise erişilmemiş başarılara getirecektir… Masa başında yalnız olsanız da Bezos anlarının sonradan dönüm noktalarına dönüştüren Panenka vuruşları yapmakta ısrarcı olun. Ne de olsa tarihin bir köşesinde bir yerlerde sizin gibi düşünen ya da sizin onlar gibi düşündüğünüz insanlar olduğu için, o kadar da yalnız sayılmazsınız.

 Anasayfa'ya Dön

YORUM YAZIN

Max. 255 karakter girebilirsiniz

Yorumunuz Alınıyor

Boş Yorum Gönderemezsiniz

YORUMLAR

Hiç Yorum Yok

BENZER HABERLER