Notice: Memcache::pconnect(): Server 127.0.0.1 (tcp 11211) failed with: Connection refused (111) in /home/thebrandage/public_html/system/library/cache/mem.php on line 13

Warning: Memcache::pconnect(): Can't connect to 127.0.0.1:11211, Connection refused (111) in /home/thebrandage/public_html/system/library/cache/mem.php on line 13

Warning: Cannot modify header information - headers already sent by (output started at /home/thebrandage/public_html/system/library/cache/mem.php:13) in /home/thebrandage/public_html/system/library/session.php on line 60

Warning: Memcache::get(): No servers added to memcache connection in /home/thebrandage/public_html/system/library/cache/mem.php on line 17

Warning: Cannot modify header information - headers already sent by (output started at /home/thebrandage/public_html/system/library/cache/mem.php:13) in /home/thebrandage/public_html/site/controller/startup/startup.php on line 82
Karantinadayken Zaman Çok Mu Hızlı Akıyor? İşte Nedeni!

Karantinadayken Zaman Çok Mu Hızlı Akıyor? İşte Nedeni!

Martin Lindstrom
Martin Lindstrom
  Kas.12, 2020, 17:00
COVID-19 sırasında zamanın neden her zamankinden daha hızlı aktığını merak ediyor muydunuz? Tüm bu zorunlu boş zamanla, neden her şeyi zar zor başarabiliyorsunuz? Yapılacaklar listeniz uzuyor mu?

COVID-19 sırasında zamanın neden her zamankinden daha hızlı aktığını merak ediyor muydunuz? Tüm bu zorunlu boş zamanla, neden her şeyi zar zor başarabiliyorsunuz? Yapılacaklar listeniz uzuyor mu?

Neden her gün pazar gibi geliyor? Yoksa Salı mı? Bilmiyorum. Bana hepsi aynı geliyor.

"Zaman algısının" meraklı dünyasına hoş geldiniz. Margaret Visser bir keresinde şöyle demişti: "'Zamanımız olmadığı algımız, modern Batı kültürünün ayırt edici işaretlerinden biridir." Ama bildiğimiz kadarıyla hayattaki bu duraklama, zaman algımız için ne anlama geliyor?

Okumayı atlamadan önce -bu süreçten dolayı dikkat sürenizin çok kırılgan olduğunun tam olarak farkındayım- size son on yılda yaşamış olabileceğiniz tuhaf bir deneyimi hatırlatmama izin verin.

Yeni bir yere gitmenin dönüş yolculuğundan çok daha uzun göründüğünü hiç fark ettiniz mi? "Ah, çoktan döndük" demişsinizdir diğer yolcu arkadaşlarınıza. "Çok kısa sürdü."

Hatırlatmama izin verin: her iki yolculuk da aynı mesafeydi. Peki, zaman algısındaki bu fark nasıl oluyor?

Bunun için beynimizdeki verilerin nasıl işlediğini suçlayın. Mecazi olarak konuşursak, çevrimiçi bir video izlerken, bilgisayarınızın verileri işlemesine izin vermenizle aynı şeydir. Bağlantı zayıfsa, video en sonuna kadar kademeli olarak ilerler. Sonsuza kadar sürermiş gibi gelir. Ancak ikinci görüntülemede video bilgisayarınıza veya telefonunuza kaydedilmiştir. İnceleme modunda, sorunsuz bir şekilde oynatılır.

Siz eve dönüş yolculuğunu deneyimledikçe -ya da daha doğrusu yeniden deneyimledikçe- yukarıdaki örnek ile beyninizin nasıl çalıştığı arasında hiçbir fark yoktur. Veriler (pencereden gördükleriniz) zaten beyninizde görüntülenmiş ve depolanmıştır. Şimdi yeniden gösterimi izliyorsunuz ve sahnenin gözünüzde süzülmesini izlemek için çok fazla hafıza gücüne ihtiyacınız yok. Bellek depolamanız için daha az taleple, zaman daha hızlı ilerler.

Bu, beni evdeki izolasyonumuza ve zamanın neden bu kadar çabuk akıp gittiğine getiriyor.

Gerçek şu ki, hayatımızda pek çok yeni şeye maruz kalmıyoruz. Yatak odası, mutfak, ofis, banyo… ve tekrar edin! Kesinti yok, sonsuz bir döngü. Ve böylece, zaman daha hızlı ilerliyor gibi görünüyor. Daha az işleme. Daha hızlı zaman algısı.

Bu teoriyi tatile çıkarken oluşturdum. Çoğu zaman, ilk üç gün boyunca kendimi bir tatilin çok yavaş geçtiğini düşünürken buluyordum. Tanrım, sahip olduğum bunca zaman... Sonra, aynı otelde kalırken zaman hızlandı. Üç hafta sonra, Tanrım, zamanın nasıl bu kadar hızlı geçtiğini merak ediyordum.

Herhangi bir yaşça büyük vatandaşa, büyükannenize veya başka bir 90 yaşındaki kişiye sorun. Size zamanın çok hızlı geçtiğini söyleyecekler. Onlar (teoride) bütün gün aynı sandalyede oturdukları için, bunun neden böyle olması gerektiğini merak ediyorsunuz.

Bu tam olarak şu anda her birimizin deneyimlediği şey. Daha az değişiklik, daha az geçiş, daha az sahne değişikliği… Zaman hızlı akar (ve ne kadar fazla değişiklik olursa, zaman o kadar yavaş akar). Neden filmlerin fazla çabuk bittiğini ve sahneleri bu kadar sık değiştirdiğini düşünüyorsunuz veya sanatçılar neden her beş dakikada bir kostümlerini değiştiriyorlar?

Bu arada, bu yüzden tatildeyken her üç günde bir otelimi değiştiriyorum. Bu şekilde, tatilimden daha fazla "tat" alırım.

Zaman algısı, zamanın neden bu kadar hızlı gittiğini hissettiğimizi açıklar. Oysa gerçekte hiç bu kadar yavaş gitmemiştir.

Bu, neden tüm günlük görevlerinizi yerine getirmek, ivmeyi sürdürmek, hepsini gerçekleştirmek için mücadele ettiğinizi ve büyük olasılıkla neden kendinize; ''Aman Tanrım, saat ne ara 5 oldu?'' diye sormanızı açıklar. Pazarın perşembeye ve perşembeden cumaya birleşmesinin nedeni budur.

Yazar Jean-Paul Zogby'nin bir keresinde dediği gibi: “Zaman, çevremizdeki sürekli değişen dünyadan duyusal bilgileri yakalayıp işleme hızımızdan başka bir şey değildir. Algılanan zaman hızı, beynimizin bilincimizin içeriğini güncelleme hızına, yani dünyayı deneyimlediğimiz hıza oldukça bağlıdır."

Şu anda, dünyayı sadece küçük yatak odamızda yaşıyoruz. Deneyimimiz hiçbir zaman şimdiki kadar hızlı gitmedi ve bir daha asla bu kadar yavaş olmayacak.

 Anasayfa'ya Dön

YORUM YAZIN

Max. 255 karakter girebilirsiniz

Yorumunuz Alınıyor

Boş Yorum Gönderemezsiniz

YORUMLAR

Hiç Yorum Yok

BENZER HABERLER