Protein sanat için midir, yoksa toplum için mi?

Onur Gürler
Onur Gürler
  Eyl.21, 2018, 12:50


Sağlıklı yaşam trendleri tüm dünyada giderek önem kazanırken markalar da bu alandaki yatırımlarını her geçen gün artırıyor. Ülkemiz gıda sektörünün köklü markalarından Pınar’ın da bu pazardan pay almaya çalışması ve alandaki etkinliğini artırması haliyle çok doğal. Doğal olmayansa bunu yapmaya çalışırken izlediği stratejik yaklaşım. Pınar, “yenilikçi bakış açısı ve tüketicinin nabzını iyi tutan profesyonel analiz süreçleriyle” yüksek protein içerikli süt ve yoğurt ürünlerinde potansiyel bir pazar olduğunu görüyor. 2017 yılı itibariyle bu alana yaklaşık 10 milyon TL’lik bir yatırım yapıyor. Yüzde 70 daha fazla protein içeren; vanilya aromalı ve kakaolu yüksek proteinli sütleri ve yoğurtlarıyla raflardaki yerini alıyor. Sonrasında da geçen yıl mayıs ayı itibariyle “Kendinle Fit Ol” reklam kampanyasını başlatıyor. Buraya kadar her şey güzel; müziği ve dinamik görselliği ile yüksek proteinli ürünlerin hedef kitlesine hitap edecek bir işe imza atılıyor.    


Handel’e özür borçlusunuz

 Sonra Pınar’ın ve marka stratejistlerinin başına çizgi film dünyasından kopup gelen bir piyano düşüyor. Piyanonun başına geçen Handel, Sarabande isimli eserini çalmaya başlıyor. Orkestradan “Protein sanat içindir!” diye bir ses yükseliyor ve tüm strateji böylece değişiyor. Yani, bence Pınar ve iletişim ortakları yeni kampanyalarını planlarken böylesi bir süreçten geçmiş görünüyor.

Yoksa ne ara sanata geldik? Grafiti tarzıyla klasik müziğin alakası nedir? Yüksek proteinli süt ve yoğurt tüketicini tüm bunlar neden çeksin? Neden “ooo klasik müzik çalıyor hemen gidip Pınar Protein alayım” desin? Çok daha önemlisi Handel’in ne gibi bir kötülüğünü gördünüz de onu böylesi bir filmin parçası yaptınız? “Protein Sanatı” başlıklı kampanyayla ilgili bu ve benzeri soruların rasyonel cevapları olduğuna kesinlikle inanmıyorum. 



Evet, Pınar pazara Yer Fıstığı & Muz Aromalı ve Çilekli iki yeni ürün sunuyor olabilir. Bu ürünleri farklılaştırmak için ambalajlarında grafiti (gençlere yönelik iletişimde defalarca kullanılmış olsa da) tarzını kullanma yolunu da seçebilir. Ama bunların hiçbirisi, ayakları yere nispeten de olsa basabilen bir iletişim stratejisini bırakıp Protein Sanatı gibi “yani?” sorusunu sorduran bir kampanyaya imza atmasını açıklayamıyor.

İşin daha da kötüsü, yeni reklam filmlerinin sonunda iletişimcileriniz “bakın aslında bu gençlere yönelik bir ürün, sanat dediysek rock da punk da sanat değil mi?” demeye çalışıyor ve Sarabande’nin yerini sert bir elektro gitar melodisi alıyor. Bu akış da ne yazık ki damaklarımızda proteinden çok aşure tadı bırakıyor.

Tüm bu olumsuzluklara rağmen umarım Pınar Protein yeni reklam kampanyasıyla başarılı bir grafik yakalayabilir. Ama öyle olsa bile bu durum Handel’e özür borçlu oldukları gerçeğini değiştirmeyecek.

 

Octave P.

 Anasayfa'ya Dön

YORUM YAZIN

Max. 255 karakter girebilirsiniz

Yorumunuz Alınıyor

Boş Yorum Gönderemezsiniz

YORUMLAR

Hiç Yorum Yok

BENZER HABERLER